Hiçbir partiden ve dinden değilim ve hiçbir partiye de oy vermem ve hiçbir dine de düşman değilim. Düşman olduğum tek düşman; Türkiye'ye, Türklüğe, Türkçe'ye, bilimselliğe ve onurluluğa düşmanlıktır. Ne demokrasi ne hukuk bile umurumda değil bunları içermiyorsa. Bu nedenle bu yazım; Osman Pamukoğlu'nun partisini övme yazısı değildir.
Osman Pamukoğlu'nu ancak, yazdığı güzel kitaplardan bilirim. O bir asker '' entellektüeli ''dir; öyle ki sivil enteller bile onu kıskanır da düşmanı olurlar. Ona bu yazımda bazı öneriler de bulunacağım, bir Türkiye'li olarak, Türk olarak.
İlk önerim: Konuşurken tümcelerin ( cümlelerin) sonlarını yutmasın; bir tümceyi bitirmeden ötekine geçmesin, arkasından kovalayan yok. Bu nedenle konuşma dersi alırsa iyi olur. Gerçekte subaylar iyi hatip (söylevci) olmalı ama, sanırım aşırı ve içten heyecanı onu bu konuda engelliyor.
İkinci önerim: Kollarını uzatıp konuşmasın, çok el, kol hareketi ( devinimi) yapmasın, sakin ( kıpırtısız) olsun, konuşurken göz kapaklarını çok açmasın yani gözleri de sakin olsun. Gözlerini kıssın, daha uygun oluyor. Gözlerin kısıklığı, ruha egemenliği gösterebilir. Gözlerin çok açılması ise ancak kavga, saldırganlık gibi anlarda egemenlik kazanır. Ayrıca kaşlarını kaldırmasın, zaten kalkıklar çünkü.
Üçüncü önerim: Partisinin adını değiştirsin. Hak sözcüğü Türkçe değil. Bu sözcük, Allah anlamına da gelir. Bireysel haklardan söz ediliyorsa, ülkede olmayan ne hak var ki? Hangi hakların ve eşitliklerin savunuculuğunu yapıyor? Yani, bu isim; nicel ve tikel anlatımlar ve tanımlamalar içeriyor; ulusal, toplumsal, genel, nitel, tümel ve geleceksel değil. Yani, '' Biz yalnızca hak ve eşitlikler istiyoruz kendimize; ülke, ulus, toplum, başka şey umurumuzda değil demek anlamına da gelebilir bu isim.
Dördüncü önerim: Tavuk resminin bile tavuğa ait olduğunu, tavuğun bile tavuk olduğunu kanıtlamayı öğrensin. Hukuk, demokrasi, bilim bu demektir; en azından var olan biçiminde. Çünkü tavuk görünümlü bir şey tavuk olmayabilir. Doğada hem bitki hem de hayvan; hem canlı hem de cansız olan; hem et yiyen hem bitki olan; hem hayvan olan hem ot yiyen varlıklar da vardır. Bu nedenle iyi bir hukukçudan da hukuk dersleri alırsa iyi olur. Haklı olup da mahkemelerde dava kaybeden insan az değil. Yani tavuğun, tavuk olması, onun tavuk olduğunu kanıtlamaya yetmiyor. Biraz da felsefe ve mantık öğrenirse çok iyi olur. Çünkü şu an sahip olduğu genel kültür, düz bir genel kültür yani o bilgileri herkes edinebilir oysa önemli olan, herkesin edinemeyeceği mantığı ve felsefeyi edinmektir. Bunu neden mi söyledim? Osman Pamukoğlu'nun, Demirel ile şu konuşmasından dolayı dedim:
'' Demirel: General bu kişilerin ( Benim açıklamam: Teröristlerin) İran'dan geldigini ispatlayabilir misin?
Pamukoğlu : Nasıl?.. Nasıl yani?!
Demirel: Bunları bana ispatla ki ben bunlara birşey yapayım?
Pamukoğlu: Horoz dünyanın her yerinde horoz! Horoz resmi çizip, üzerine horoz yazmanın anlamı yok!''
Güzel ve zekice (anlaklı) bir yanıt ama hukuk bu denli çok sanatsever ve duygusever değil ne yazık ki.
Biraz da öveyim! Tv sunucularının, kendisine sordukları soruları yanıtlamakta aceleci (sazan) ve heyecanlı ( kefal) olmaması güzel. Sunucuya , sorusunu daha iyi saptamak için karşı soru yöneltmesi, sunucuyu şaşırtıyor ve böylece kendisini provokasyondan, tuzaktan belki bilmeden koruyor bu davranışı. Böylece düşüncelerini toparlamak ve kurgulamak için de zaman kazanıyor ve sunucuların da kendisine zırt pırt, anlamsız , tuzak, saçma sorular sormasını önlüyor. Yani durum irdelemesi yapmadan harekete ( eyleme) geçmemesi güzel.
Evet; subaylar demokrasiden, siyasetten, ülkeden uzak tutulmaya çalışılıyorlar. Yalnızca kendi işlerini yapsınlar yeter, deniliyor ama bunu diyen sivillerin ise karıştırmadıkları halt, bulaşmadıkları iş, yemedikleri halt yok ilginç ki! Çözüm; subayların entellektüel ( genel kültürel) düzeylerini yükseltip, sivillere ait denilen her alanda yani sanattan, bilime kadar; felsefeden, siyasete kadar her alanda kuram, bilgi, kitap üretmeleri. Siviller parasız iş yapmazlar, bunu yapabilecek tek sınıf, askerdir. Asker; ülkeyi, toplumu bilimsever, ahlaksever, onursever, ülkesever olmayıp da parasever, ticaretsever, zevksever, kendinisever sivil faşistlerin ve sivil faşizminin yani demoknazinin egemenliğinden korumak ya da kurtarmak için üstlerine düşen ya da düşmeyen emeği de vermek zorundadır. Madem ki sivil, asker bir tümüz! Ülkemizi kapitalistlere ve emperyalistlere teslim etmektense ulusal orduya teslim etmeyi yeğlerim.
Sivillere önerim: Siz önce aşklarınıza ( sevdalarınıza), arkadaşlıklarınıza, dostluklarınıza ve evliliklerinize ihanet etmemeyi; sevdalarınızı ve evliliklerinizi korumayı öğrenin. Bunları bile beceremeyenlere; yurt, ülke , toplum, ulus, halk teslim edilemez. Ve böyle bir sivil bir kitleye ne demokrasi ne hukuk ne adalet ne sanat ne insanlık ne özgürlük diyemem.
Necdet Gürçiftçi
2009-aralık
1 Ocak 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)